İstanbul, Türkiye

Rekabet Hukuku

Piyasa sistemi içerisinde sosyal adaletin ve ekonomik etkinliğin sağlanması bakımından rekabet hukukunun bir gereklilik olduğu kesindir. Rekabet hukuku, özellikle tekelleşmenin önlenmesi ile piyasa sistemini korumakta, buna bağlı olarak da kamu menfaatinin oluşmasını sağlamaktadır.

Rekabet Hukuku Nedir?

Ekonomide gerçekleşen hızlı değişim nedeniyle rekabetin korunması ve tekelleşmenin önlenmesini amaçlayan hukuk dalına rekabet hukuku denmektedir.

Şirketlerin faaliyetlerinin yasal sonuçlarının doğru şekilde değerlendirilmesinde rekabet hukuku kurallarının da göz önünde bulundurulması gereklidir. Rekabet hukuku, piyasaların kendi kuralları ile her türlü müdahale ve yönlendirmelerden uzak işlemesine yardımcı olmaktadır.

Rekabet Hukuku Temel İlkeleri

Yapılan anlaşmalar gereği, rekabet hukukunun ilkeleri, AB’nin normları ile uyumlu hâle getirilmiştir. 

Bu ilkelerin içinde;

  • Rekabeti bozucu anlaşma ve uygulamaların yasaklanması
  • Hâkim durumun kötüye kullanılmasının engellenmesi
  • Birleşme ve devralmaları yoluyla gerçekleşen iktisadi yoğunlaşmaların denetimi
  • Kamu tekel ve imtiyazına sahip teşebbüslere ilişkin hususların düzenlenmesi
  • Topluluk düzeyinde rekabeti olumsuz yönde etkileyebilecek devlet yardımlarının izlenmesi ve denetim altına alınması maddeleri bulunmaktadır.

Rekabet hukukunun ilkelerinin temelinde bağımsızlık ve eşitlik bulunmaktadır. Piyasalar birbirleri ile rekabetlerini bu ilkeler doğrultusunda yapmak zorundadır. Böylece ticaret yapan kişiler haksız rekabet ile kendilerine ayrıcalık veya menfaat sağlayamazlar.

Rekabet Hukuku Kaynakları

Rekabet hukukunun kaynaklarını; Anayasa, 4054 sayılı rekabetin korunması hakkında kanun ve cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile AB’nin bu konudaki mevzuatları oluşturmaktadır.

Haksız Rekabet Davaları

Kanuna göre haksız rekabet ile ilgili dört çeşit dava açılabilmektedir. 

Bu davalar şu şekilde sınıflandırılmaktadır;

  • Tespit davası: Tespit davası bu konuda açılması gereken ilk dava niteliğindedir. Öncelikle iddia edilen rekabetin haksız nitelikte olup olmadığının incelenerek tespit edilmesi gerekmektedir. Bu bir inceleme davasıdır ve bu davada rekabetin içerikleri incelenirken gerekli araştırmalar yapılır. Mahkemenin tespit davası sonucunda vereceği karar, diğer davaların açılıp açılamayacağı konusuna da açıklık getirmektedir. Bu nedenle tespit davası, diğer davalar için de öncü dava olarak kabul edilmektedir. Bu mahkeme esnasında sadece rekabetin niteliği incelenmekte, bu rekabetin doğurduğu olumsuz sonuçlara bakılmamaktadır.
  • Men Davası: Men davasının açılabilmesi için, öncelikle tespit davasında rekabetin haksızlığına karar verilmiş olması gerekmektedir. Haksız rekabetin varlığı ile tehlikede kalınması, haksız rekabetin devam etmesi ve bu rekabetin devamlı olarak tekrarlanması durumlarında men davası açılabilmektedir. Men davaları için kanun bir zamanaşımı süresi belirlemiştir. Bu nedenle de men davası için dava açılma süre kısıtlaması da bulunmamaktadır. Men davalarının amacı, haksız rekabetten kaynaklanacak zararların devam etmesini ve yenilerinin eklenmesini önlemektir.
  • Maddi Durumların Ortadan Kaldırılması Davası: Bu davanın açılmasının maksadı, tespit edilen haksız rekabetten kaynaklanan durumları ortadan kaldırmaktır. Davanın haklı bulunması hâlinde, haksız rekabeti oluşturan reklamlardan beyanlara kadar yapılan tüm eylemler durdurulabilir. Bu dava sonucunda gerekiyorsa tekzip yazıları da yayınlanmaktadır.
  • Tazminat Davaları: Haksız rekabetle ilgili açılacak davaların sonuncusu, maddi ve manevi tazminat davalarıdır. Maddi tazminat davalarında; kusur, zarar ve bunlar arasında illiyet bağının olması şartı gerekmektedir. Bu davalarda davacı; haksız rekabet dolayısı ile davalının elde ettiği kazancı ve kendi elde edemediği kârı isteyebilmektedir. Davacının, açmış olduğu davada bunlardan ancak birini talep etme hakkı bulunmaktadır. Manevi tazminat davalarında ise, davacı kişilik haklarının ihlali karşılığında tazminat talep edebilmektedir.

Bu davaların açılması ve açılan davalara karşı savunma yapılması, hukuki bir destek gerektirmektedir. Bu maksatla yapılan rekabet hukuku avukatı İstanbul aramalarında, dava konularına uygun avukat tercihi yapılmalıdır.

Rekabet Hukukunda Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması

Rekabet hukukunda geçen hâkim durumun kötüye kullanılması kanunun altıncı maddesinde düzenlenmektedir. Teşebbüslerin, ülkenin genelinde veya bir bölgesinde piyasaya hâkim durumunu tek başına veya başkaları ile yapacağı anlaşmalar ile kötüye kullanması kanuna göre yasaklanmaktadır. 

Kanunda geçen hâkim durumun kötüye kullanma hâlleri ise şunlardır;

  • Başka bir teşebbüsün ticaret alanına girmesine doğrudan ya da dolaylı olarak engel olunmak
  • Alıcılara farklı şartlar ileri sürülerek, ayrımcılık yapmak
  • Bir mal veya hizmetin alım ve satım şartları ile ilgili sınırlamalar konması
  • Finansal ve teknolojik avantajlardan faydalanarak, rekabet şartlarını bozmak
  • Tüketicinin zararına olacak şekilde üretimin veya pazarlamanın kısıtlanması

Kanun maddesinde hâkim durumda bulunmak değil, hâkim durumu kötüye kullanmak hukuka aykırı kabul edilmektedir. Teşebbüsün büyüyerek değişik sektörlere hâkim olmasının ise, rekabet kurallarına uyulması hâlinde herhangi bir sakıncası olmamaktadır.

Rekabet Hukukunda Sözleşme

4054 sayılı Kanunun altıncı maddesinde düzenlenen hâkim durumun kötüye kullanılmasının belirli koşullar altında gerçekleşmesine bağlı olarak rekabet hukuku sözleşmesi yapma yükümlülüğü doğmaktadır.

Rekabet hukukunda, rekabet hukuku sözleşmesi yapma yükümlülüğü öngörülmesinin teknik adı “zorunlu unsur doktrini” olarak adlandırılmaktadır. 

Bu sözleşmenin yapılması için ise şu beş şart aranmaktadır;

  • Eylemin doğrudan veya dolaylı olarak reddetme olarak tanımlanması
  • Teşebbüsün söz konusu piyasada hâkim bir durumda bulunması
  • Erişimi engellenen hususların söz konusu piyasalarda faaliyette bulunabilmek için vazgeçilemez olması
  • Reddetme eyleminin rekabet üzerinde olası bir olumsuz etkisinin bulunması
  • Reddetme eyleminin haklı gerekçelere dayanmıyor olması

Borçlar hukukunda sözleşme yapma ile ilgili aynı hükümlere yer verilmektedir.

Rekabet Hukuku Avukatı Ne Yapar?

Rekabet hukuku avukatları, bu konudaki mevzuatlara ve açılacak davalara hâkim olan ve bu konuda uzmanlaşmış kişilerdir. 

Bu avukatların hizmetlerinden bazıları şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Şirketlerin işlemleri ile eylemlerinin rekabet kurallarına uygun olmasını sağlamak
  • Şirket devralmalarının ve birleşmelerinin kanuna uygun olmasını sağlamak
  • Rekabet ihlalleri durumunda, şirket menfaatlerini korumak için hukuksal işlemleri yapmak
  • Haksız rekabet ile ilgili maddi ve manevi tazminat davalarını açmak
  • Rekabet kurulu kararlarına itiraz işlemlerini yürütmek
  • Muafiyet ve menfi tespit kararlarının geri alınması için gerekli yasal işlemleri başlatmak ve takip etmek

Bunların yanı sıra, rekabet hukukunun içerdiği konular ve haksız rekabete karşı alınacak tedbirlerle ilgili hukuki danışmanlık hizmetleri de vermektedir.

Rekabet Hukuku İncelemelerinde Süreç Nasıl Yürütülür?

Rekabet hukuku kapsamında yapılacak incelemelerde belirli bir sürecin izlenmesi gerekmektedir. 

Bu sürecin sırası şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Ön inceleme aşaması
  • Başvuru sahiplerine bildirim yapılması
  • Soruşturma aşaması
  • Delillerin toplanarak tarafların bu konuda bilgilendirilmesi
  • Karar aşaması

Rekabet hukuku incelemelerinde süreç, kurulun vermiş olduğu kararlara itiraz ve bunun için yargı yoluna başvurulması ve nihai kararın verilmesi ile tamamlanmaktadır.

Rekabet Hukuku ile İlgili Yasal Düzenlemeler Nelerdir?

Rekabet hukuku ile ilgili yasal düzenlemeler 4054 sayılı kanun gereğince yapılmaktadır. Bu düzenlemelerin ana başlıkları ise; teşebbüs, anlaşma, kartel, muafiyet, birleşme ve devralma, hâkim durum ve menfi tespit konularında olmaktadır. Ayrıca, AB müktesebatına göre de yasal düzenlemeler yapılmakta ve kanun gereğince oluşturulan rekabet kurulları bu kapsamda faaliyetlerini yürütmektedir.

Haksız Rekabetle İlgili Açılabilecek Davaların Konuları

Haksız rekabetle ilgili açılabilecek davaların konuları, detaylı olarak belirlenmiştir.

Kanunda belirtilen haksız rekabet hâlleri şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Teşebbüs sahipleri veya vermiş oldukları hizmetler ve ürünler ile ilgili yanlış ve yanıltıcı açıklamalar ile kötüleme
  • Teşebbüs sahiplerinin kendi yürüttükleri ticari faaliyetler ile ilgili yanlış bilgiler vererek haksız kazanç sağlaması
  • Teşebbüs sahibinin, sahip olmadığı ödül, plaket ve sembolleri kullanarak, ticari faaliyetlerini diğerlerinden daha iyi göstererek haksız rekabet yapması
  • Diğer teşebbüs sahiplerinin, ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak için eylemlerde bulunmak
  • Kendisi ve diğer teşebbüs sahiplerinin ürün ve fiyat karşılaştırmaların bilerek yanlış yapmak
  • Bazı ürünleri, alış fiyatından da ucuza satarak haksız rekabet oluşturmak
  • Müşterilerin ürünlerin gerçek değeri konusunda, bazı ilaveler yapılarak yanıltılması
  • Uyguladığı satış yöntemi ile müşterilerinin doğru karar vermesine engel olmak
  • Ürünler ile ilgili olumsuzlukları gizleyerek, müşteriye yanlış bilgi vermek
  • Tüketici kredileri ile ilgili bilgilerin bir kısmını (net faiz veya toplam gider gibi konular) net olarak beyanlarda belirtmemek

Bu hâller tespit edildiğinde, ticaret mahkemesine dava açılabilmektedir. Bu davaların uzmanlık gerektirmesinden dolayı, rekabet hukuku avukatı İstanbul aramalarında bu konularda uzmanlaşmış avukatlar seçilmelidir.

Rekabet hukukunun yanı sıra kara taşıma hukuku ve hava taşıma hukuku sayfalarına da göz atabilirsiniz.

Yazıyı Paylaş

Bu yazıyı okuyanlar bunları da okudu

Kıdem Tazminatı Nedir Kıdem Tazminatı Hesaplama
24 Ağustos 2021

İşçilerin önemli bir güvencesi olan kıdem tazminatı, her dönem gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Özellikle kıdem tazminatıyla ilgili gerekli bilgilere sahip olmayan kişiler, bu konuda mağduriyetler yaşıyor ve haklarını yargı yolu ile almaya çalışıyorlar. Bu nedenle sadece işçiler değil, işverenlerin de kıdem tazminatıyla ilgili bilgi sahibi olması gerekiyor. Kıdem Tazminatı Nedir? En basit tanımı ile işçilerin çalıştığı süreler karşılığında hak ettikleri tazminata kıdem tazminatı adı...

Devamını Oku
Müsadere Sistemi Nedir?
24 Ağustos 2021

Ceza kanununda yer alan müsadere sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar uygulanan bir nevi güvenlik tedbiridir. Fatih Sultan Mehmet tarafından uygulamaya başlanılan bu sistem, özellikle rüşvet gibi kanuna aykırı yöntemlerle haksız kazanç elde edenlerin, mal varlıklarına el konulması şeklinde işletiliyordu. Tanzimat fermanı ile yürürlükten kaldırılmış olan müsadere sistemi, günümüz ceza kanununda yerini almaya devam etmektedir. Bu sistem sadece mahkeme kararı ile uygulanabilir ve bir ceza türü...

Devamını Oku
Yağma Suçu Nedir?
24 Ağustos 2021

Başkasının hakimiyeti altında bulunan bir menkulün, tehdit ya da cebir kullanılarak başka kişi veya kişiler tarafından alınmasına gasp veya yağma suçu adı verilir. Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlara göre, bu suç sadece menkuller için işlenebilir yani gayrimenkul söz konusu suçun unsuru olamaz. Yağma suçu, hırsızlık suçunun kullanılan yöntem olarak bir türü gibi değerlendirilebilir. Yağma suçunda, hırsızlıktan farklı olarak menkulün tehdit ve cebir kullanılarak, alınması söz konusudur....

Devamını Oku
Call Now Button
Mesajlaşmaya Başla!
Whatsapp Danışma Hattı
Merhaba!
Nasıl Yardımcı Olabiliriz?