İstanbul, Türkiye

İş Kazası ve Tazminat Davası

İşçinin olduğu her yerde ne kadar önlem alınırsa alınsın, iş kazası da olmaktadır. Bu kazalardan sonra nelerin yapılması gerektiği ve hangi hakların olduğu bilinmediğinden, birçok işçi ve ailesi mağduriyet yaşamaktadır.

Kanunlarda, iş kazasından kaynaklanan yaralanma ve ölümlerden sonra başta iş kazası tazminatı olmak üzere, işçi ve mirasçılarına birçok hak tanınmaktadır.

İş Kazası Nedir?

İş yerlerinde çalışırken, işten kaynaklı nedenlerden dolayı çalışanların ölmesi veya yaralanması ile sonuçlanan kazalara iş kazası denmektedir. Bu kapsamda bir olayın, iş kazası olarak kabul edilmesi için üç ana kriter belirlenmiştir.

Bu kriterler şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Kazaya maruz kalmış kişinin sigortasının olması gerekir. İşçiler işe başladıkları anda sigortalı sayılacaklardır. Bu nedenle, işverenin bu durumu Sosyal Sigortalar Kurumu’na bildirmemiş olması, işçinin sigortalı olmasını etkilememektedir.
  • Çalışanın, kazanın hemen ardından veya daha sonradan, kazaya bağlı olarak bedeni veya ruhi zarar görmüş olması.
  • Yapılan iş ile kaza, kaza ile de oluşan zarar arasında bir illiyet bağının olması gerekir.

Bu unsurların yanı sıra, meydana gelen kazanın, SGK iş kazası tanımındaki durumlara uygun olması da gerekmektedir. Bu nedenle iş kazası ile ilgili dava açılırken, öncelikle bu tanımların incelenmesi gereklidir.

İş Kazası Sayılan Haller

Bir kazanın, iş kazası sayılabilmesi için gerekli haller, Sosyal Sigortalar Kanunu’nda belirlenmiştir.

Bu haller, ilgili kanunda şu şekilde sıralanmaktadır;

  • İşçinin maruz kaldığı bedeni ve ruhi zararların, işverene ait bir iş yerindeki çalışmadan kaynaklanıyor olması. Burada, işçinin ölüm veya yaralanma şeklinden çok, bu zararların iş yerinde olması zorunluluğundan bahsedilmektedir.
  • İşçi, bir işverenin iş yerinde çalışırken, iş yeri dışında bir yere görevli olarak gönderildiği süre içinde, bir kazaya maruz kalırsa bu da iş kazası olarak kabul edilmektedir.
  • İşçinin, işverenin yürüttüğü işle bağlı olarak, bağımsız ve kendi hesabına yürüttüğü işlerde meydana gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır.
  • Bebeklerini emzirmek zorunda olan annelerin, kanun gereği belirlenen süt verme saati esnasında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır.
  • İşçinin, iş yerine işveren tarafından sağlanmış bir taşıtla gidip gelmesi esnasında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır.

İş kazası sayılan haller açıklanmış olsa da, çok sayıda kaza iş kazası sayılmamaktadır. Bu nedenle, kazadan sonra hazırlanacak iş kazası rapor da çok önem arz etmektedir. Birçok kazanın iş kazası sayılmaması da, bu raporun eksik veya uygun hazırlanmamasından kaynaklanmaktadır.

İş Kazası Tazminat Davası Nedir?

İş kazalarından dolayı, zarar gören işçi (ölümü halinde varisleri) tarafından açılan davaya, iş kazası tazminat davası adı verilmektedir. Söz konusu davalar genellikle uzun soluklu bir süreç içermektedir. Özellikle ölümle sonuçlanan iş kazalarında bu süreç daha da uzayabilmektedir.

Bu davalar, iş kazası tazminatı alabilmek için açıldığından ve tazminatı da işveren ödeyeceğinden, işveren özellikle kazanın iş kazası olmaması veya maluliyet oranının daha az belirlenmesi için çalışmaktadır. Bu nedenle de iş yerinin denetlenmesi ve sağlık raporlarının incelenmesi gibi hususlar ile itirazlar, davanın uzamasına neden olmaktadır. Bu davalarda, hukuki bir desteğin alınmasının çok fazla önemi bulunmaktadır.

İş Kazası Tazminat Davası Açma Süresi

İş kazası sonucunda açılacak tazminat davası için, kanunda 10 yıl olarak bir zaman aşımı süresi belirlenmiştir. Bu süre iş kazasının oluştuğu tarihten itibaren başlamaktadır. İş kazası ölümle sonuçlanmışsa, açılan ceza davası sonucu beklenmektedir. Bu durumda ise zamanaşımı süresi 15 yıl olarak belirlenmiştir.

Daha sonradan bu süre için sorun oluşmaması, kazanın oluştuğu anda iş kazasının bildirilmesi ile ilgilidir. Çünkü tüm hesaplamalar bu bildirim üzerinden yapılmaktadır. Bu bildirimden ise direkt olarak işveren sorumlu olmaktadır.

İşverenler yapmış oldukları bildirimleri, SGK’nın sitesinden iş kazası sorgulama bölümüne girerek kontrol edebilir. Çünkü zamanında yapılamayan bildirimlerden dolayı işveren sorumlu tutulmaktadır. Bu nedenle de, iş güvenlik uzmanının yapmış olduğu bildirimler, mutlaka bu sistem üzerinden kontrol edilmelidir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davasında İstenebilecek Zararlar

İş kazalarından kaynaklanan manevi tazminat davalarında, zararın durumuna göre talep edilebilecek tazminat konuları bulunmaktadır.

İş kazası sonucunda bedensel zarar oluşmuşsa;

  • İşçi, iş kazası sonrasında geçici iş göremezlik nedeni ile kayba uğramış ise, iyileştiği tarihe kadar çalışamadığı sürelerden dolayı maddi tazminat alabilir.
  • İşçi, iş kazası sonrasında sürekli iş göremezlik nedeni ile kayba uğramış ise, sakatlanmasından dolayı kaybettiği çalışabilme gücü ve kaybettiği kazançlar için maddi tazminat alabilir. Bu tazminatın miktarı ise, iş kazası geçiren işçinin maluliyet oranına göre belirlenmektedir. Söz konusu maluliyet oranı ise, heyet raporundan sonra belli olmaktadır.
  • İşçinin, iş kazasından sonra oluşan bedensel zararın, iyileştirilmesi için yapılan tedavi giderleri dahil, tedavi için yapılan tüm masraflar.
  • İşçinin uğradığı bedensel zarardan dolayı, gelecekte oluşacak ekonomik kayıplar.

İş kazası sonucunda ölüm oluşmuşsa;

  • Cenaze için yapılan masraflar.
  • Ölüm daha sonradan oluşmuşsa, bu süre içinde yapılan masraflar ve çalışma gücü kayıpları.
  • Ölen kişinin destek sağladığı kişilerin, ölümden dolayı uğradığı kayıplar.

İş kazalarından sonra açılan maddi tazminat davaları ile birlikte, manevi tazminat da talep edilebilmektedir. Manevi tazminat genellikle ağır yaralanma (sakat kalma gibi) ve ölümle sonuçlanan kazalar sonunda talep edilmektedir. Bu durumda hâkim, ölenin veya zarar gören kişinin yakınlarına ya da bakmakla yükümlü olduğu kişilere manevi tazminat belirleyebilir. Manevi tazminatın ne kadar olması gerektiği konusunda, standart bir kriter yoktur. Buna rağmen hakimler; tarafların maddi durumları, oluşan durumun özellikleri, kazadaki kusur oranları ve oluşan manevi zararın büyüklüğü gibi kriterler ışığında bir manevi tazminat belirlemektedir.

İş Kazaları Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme

İş kazaları sonucu açılan davalara, davalının ikametinin bulunduğu yerdeki mahkeme yetkilidir. İş kazasının oluştuğu yerde iş mahkemesi bulunuyorsa, bu mahkeme de davaya bakmakta yetkilidir. Ayrıca, maluliyete uğrayan veya ölen işçinin yakınlarının bulunduğu yerdeki mahkeme de iş kazaları tazminat davalarına bakmakla yetkilidir. Ölümle sonuçlanan iş kazalarında, ölen işçinin birden fazla hak sahibi bulunuyorsa, bu hak sahiplerinden herhangi birinin ikamet ettiği yerdeki mahkemede de dava açılabilir.

İş Kazasının Tespiti Davası

İşverenler çalıştırdıkları işçinin iş kazası geçirmesi durumunda, bu durumu mutlaka Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmelidirler. SGK bu bildirimden sonra, müfettişlerini kazanın olduğu iş yerine göndererek, olayın nasıl meydana geldiğinin ve olaydaki kusur oranlarının tespitini yapar. Bu tespitten sonra olayı SGK iş kazası olarak kabul etmeyebilir.

Bu durumda, kazayı geçiren işçi veya yakınları, bu olayın bir iş kazasından kaynaklandığını ispat etmek için, iş kazasının tespiti davası açar. Bu dava tazminat davası ile ilgili olmadığından, ayrı olarak açılmalıdır. İş kazası tespit davasında davalı, hem işveren hem de SGK olmaktadır. Davanın zamanaşımı süresi ise 10 yıl olarak belirlenmiştir.

Dava işçinin lehine sonuçlanırsa, SGK maluliyet varsa işçiye, ölüm oluşmuşsa hak sahiplerine düzenli olarak gelir bağlamak zorundadır. İş kazası tespit davası açmadan önce, SGK üzerinden iş kazası sorgulama yapılması faydalı olacaktır. Ayrıca iş kazası tespit davasını açmak gerekiyorsa, mutlaka iş kazası tazminat davasından önce açılması gerekmektedir.

İş Kazalarında Ne Tür İdari İşlemler Yapılır?

İş kazası olduğunda işveren öncelikle kolluk kuvvetlerine haber vermeli ve aynı zamanda ambulans çağırmalıdır. İşçinin sevk edilmesinin ardından, iş yeri güvenlik uzmanına kaza ile ilgili rapor (iş kazası rapor formatına uygun olarak) hazırlatmalıdır.

İşverenler tarafından ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu’na en geç üç gün içinde iş kazasının bildirilmesi gerekmektedir. İşverenler kaza ile ilgili bir de dosya hazırlamalıdır. Bu dosyada; işçinin sigorta bildirimi, sağlık raporları, ücret pusulası ve işle ilgili verilen eğitimler gibi hususlar bulunmalıdır.

İş Kazalarında Kusur Oranları Nasıl Tespit Edilir?

İş kazalarında, özellikle tazminat ödenmesi ya da maaş bağlanması açısından, öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi gerekmektedir. İşçinin kazadaki kusurunun belirlenmesinde; bu kazaya iş yerinin mi yoksa işçinin mi sebep olduğu araştırılır. Bu araştırma sonucunda, işçi tamamen kusurlu bulunursa, işverene hiçbir sorumluluk yüklenmez. Kazaya bir üçüncü kişi sebep olmuş ve bu kazada %100 kusurlu bulunmuşsa, bu durumdan da aynı şekilde işveren sorumlu değildir.

Bunların yanı sıra, deprem ve yangın gibi mücbir sebeplerden kaynaklanan iş kazalarında da, işveren sorumlu tutulmamaktadır. Söz konusu kusur oranları öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun müfettişleri tarafından tespit edilmektedir. İş kazası tazminat davası açılmış ise, kusur oranları mahkemenin görevlendirdiği bilirkişiler vasıtası ile hesaplanmaktadır. Bilirkişinin vereceği rapor sonrası bu oranlara göre tazminat belirlenmektedir.

Dilerseniz iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku sayfalarımıza göz atabilirsiniz.

Yazıyı Paylaş

Bu yazıyı okuyanlar bunlarıda okudu

Call Now Button
Mesajlaşmaya Başla!
Whatsapp Danışma Hattı
Merhaba!
Nasıl Yardımcı Olabiliriz?