İstanbul, Türkiye

İdare Hukuku Avukatı

Kamu idaresi ile bireylerin haklarını düzenleyen idare hukuku, nerede ise tüm bireyler için zamanı gelince, ihtiyaç hâline gelmektedir. Bu nedenle de, bu konudaki hukuki düzenlemelerin iyi bilinmesi gerekmektedir.

İdare Hukuku Nedir?

İdare hukuku, kamuya tanınan üstünlüğün, ülkedeki bireylerin hak ve hürriyetleriyle dengelenmesi ile ilgili konuların ele alındığı hukuk dalıdır. Aynı zamanda idarenin tanımı ile yapısı ve işleyişi de idare hukuku tarafından düzenlenmektedir. İdare hukuku, idarenin daha hızlı ve güçlü iş yapmasının yanında, yaptığı faaliyetlerin denetlenebilir olmasını da sağlamaktadır.

İdare Hukuku Davaları Neleri Kapsar?

İdare hukuku, kamu yönteminde bulunan kurum ve kuruluşların işleyişleri ile yetki ve sorumluklarını kapsamaktadır. Özel ve tüzel kişiler ise, idari hukukunun kapsamı içinde bulunmamaktadır. İdari hukukunun temel amacı ise, kamu yararının gerçekleştirilmesi ve idarenin işleyişinin belirlenmesidir. 

İdarenin gerçekleştirmiş olduğu işlemlerin nerede ise tümü, gerçek ve özel kişileri de ilgilendirmektedir. Bu nedenle de yapılan işlemlerde herhangi bir hukuksuzluk tespit edilirse, bu konuda açılan davalarda idare mahkemesi görev alanına girmektedir.

İdare Hukuku Hangi Davaları İçerir?

İdare hukukunun görev alanına, kamu ile ilgili davalar girmektedir. 

Bu kapsamda, idare hukuku kapsamında olan davalardan bazıları şunlardır;

  • İptal davaları
  • Kentsel dönüşüm hukuku ve iptal davaları
  • Tam yargı davaları
  • Devletin özel mülkiyetindeki taşınmazlar için düzenlenen ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali davaları
  • Belediye cezalarına karşı açılan iptal davaları
  • İdarenin düzenleyici işlemlerinin iptali davaları
  • Kamu ihaleleri konusunda danışmanlık ve meydana gelebilecek ihtilafların mahkeme önüne taşınması durumlarında dava takibi
  • Diğer kanunların açıkça idare mahkemesini görevlendirdiği davalar
  • Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinin yürütülmesi için uygulanan idari sözleşmeler nedeniyle taraflar arası oluşan anlaşmazlıklarla ilgili davalar

Davaların cinslerine bakıldığında, idare hukukunun görev alanına giren ve ülkemizde de yaygın olarak açılan davaların çoğunluğunu, iptal davaları oluşturmaktadır. Bu davalar genellikle büyük hak mahrumiyeti oluşturan konuları içermektedir. Bu nedenle davaların tecrübeli bir avukat tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Özellikle İstanbul il sınırları içinde görülecek davalar için, idare avukatı İstanbul başlıklı yapılan aramalarda, avukatın tecrübesi önemli rol oynamaktadır.

İdare Hukuku Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?

İdarece gerçekleştirilmiş, hukuka aykırı olan eylem ve işlemlere karşı açılacak davalara bakmakla, idare mahkemesi görevlendirilmiştir.

İdare mahkemelerinin yetkileri, idari yargılama hukuku tarafından yargılama yapacakları bölge ile sınırlanmıştır. 2577 sayılı idari yargılama usulü kanunu, hangi idare mahkemesinin hangi coğrafi yerleşim yerlerine bakmakla görevli olduğu belirtmiştir.

İdare Hukuku Davaları Ne Kadar Sürer?

İdare hukuku davaları ortalama altı ayda sonuçlanmaktadır. Davanın özelliğine göre bu süre bir yılı bile aşabilmektedir.

İdare Hukuku Avukatı Ne Yapar?

İdare hukukunun kapsamı çok geniş olduğu için, idare hukuku avukatı olarak görevlendirilen kişilerin vermiş olduğu hizmetlerin sayısı da oldukça fazladır. 

Bu hizmetlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir;

  • İdarenin gerçekleştirdiği ve hukuka aykırı olduğu işlemlerin, iptal edilmesi için gerekli davaların açılması
  • İdarenin yapmış olduğu işlemler sonucunda meydana gelen, hak kayıpları nedeni ile tazminat davalarının açılması
  • İdare tarafından verilmiş olan, idari para cezalarının iptal edilmesi için davaların açılması
  • Memur ve öğrencilerle ilgili davaların açılması ve dava süreçlerinin takip edilmesi
  • Vergi uyuşmazlıklarının düzeltilmesi ve çözümlenmesi ile ilgili davaların açılması
  • Kamulaştırma ile ilgili açılan davaların açılması ve bu işlemlere yönelik itiraz işlemlerinin gerçekleştirilmesi
  • Karayolları ile ilgili trafik davalarının açılması
  • İhaleler ile ilgili davaların açılması ve yürütülmesi
  • Belediye kanunlarından dolayı oluşan hukuksuzluklarla ilgili davaların açılması
  • İmar hukuku ile ilgili sorunların çözülmesi için gerekli işlemlerin yapılması ve davaların açılması

İdari hukuk avukatları, bu işlemlerinin yanında idari hukukla ilgili tüm konularda, danışmanlık hizmetleri de vermektedir. Özellikle vergi uyuşmazlıkları ile ilgili çok fazla danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyulmaktadır.

İdare Mahkemelerinde Yargılama Nasıl Olur?

İdare mahkemelerindeki tüm yargılamalar, idari yargılama hukuku kapsamında gerçekleşmektedir. Davacı tarafın, idare mahkemesine tespit ve delillerin de eklendiği dilekçe ile başvurması gerekmektedir.

İdare mahkemesi, kural gereğince yargılamalarını yazılı olarak yapmaktadır. Mahkemenin incelemeleri ise, evrak üzerinden gerçekleşmektedir. Davanın açılmasından sonra, mahkemenin davanın yürütülmesi safhasında davayla ilgili olan belge ve bilgilere ihtiyacı olabilmektedir. Bu aşamada mahkemenin, ihtiyaç duyduğu belgeleri ve bilgileri, ilgili kişilerden ve kurumlardan talep etme hakkı bulunmaktadır. 

Mahkemedeki işlemler evrak üzerinden yürütüldüğü için, mahkeme ifade almaz ve tanık dinlemez. Gereken delillerin tespit edilmesi için mahkeme üyelerinden bir kişi bu maksatla görevlendirilebilir. 

Gereken evrakların toplanmasından sonra ise mahkeme gerek görürse bilirkişi incelemesine ve keşif yapılmasına karar verebilir. İdare mahkemelerindeki bu sürecin, davacı lehine olabilmesi için ve ayrıca davanın uzun soluklu sürecinin takibi maksadı ile idare hukuku avukatı ile anlaşılması yararlı olacaktır.

İdare Mahkemelerinde İstisnai İvedi Yargılama Usulü Nedir?

İdare mahkemelerinde açılan davalar, delil ve belge ihtiyacından dolayı genellikle çok uzun sürmektedir. Bazı yargılamalar ise davanın özelliğine bağlı olarak istisnai olarak ivedi yargılama usulüyle yapılabilir. 

Bu usulle açılabilecek davalardan bazıları şunlardır;

  • İhale işlemleri ile ilgili açılan idari davalar (ihaleden yasaklama kararları hariç)
  • Acele kamulaştırma işlemleri ile ilgili açılan idari davalar
  • Özelleştirme yüksek kurulu kararlarının aleyhine açılan idari davalar
  • 2634 sayılı turizmi teşvik kanunu uyarınca yapılan satışlar, tahsis ve kiralama işlemleri ile ilgili idari davalar
  • 2872 sayılı çevre kanunu uyarınca, çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili alınan kararlara (idari yaptırım kararları hariç) karşı açılan idari davalar
  • 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun uyarınca alınan bakanlar kurulu kararları aleyhine açılan idari davalar

Bu usulde, davacılara dava açabilmeleri için en fazla 30 günlük süre verilmektedir. Ayrıca, üst makama başvurulduğunda verilecek olan ek süre, bu usulde uygulanmamaktadır. Mahkeme ivedi yargılama usulündeki yargılamasında, ilk incelemelerini tamamlayarak, en fazla yedi gün içinde dava dilekçesi ile eklerini davalılara tebliğ etmektedir.

Bu usulde, savunma için on beş gün süre verilmektedir. Bu süre sadece bir defa olmak üzere, on beş gün daha uzatılabilmektedir. Bu süreler içinde savunmanın yazılı olarak verilmiş olması gerekir, aksi hâlde dosyanın tamamlanmış olduğuna karar verilir. Mahkeme, tüm işlemlerin tamamlanmasından sonra, en geç bir ay içinde davayı sonuçlandırmak zorundadır.

Bu usulle görülen davalarda, yürütmenin durdurulması için verilen karara itiraz hakkı bulunmamaktadır. Davacının bu usul için de temyiz hakkı bulunmaktadır fakat bunun süresi de on beş gün ile sınırlandırılmıştır. Temyiz dilekçesine on beş gün içinde cevap verilir ve en fazla iki ay içinde de dava sonuçlanır.

İvedi yargılama usulüyle gerçekleştirilen davaların süresi çok az olduğu için, dava sürecinin profesyonel bir avukat tarafından takip edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle idare avukatı İstanbul aramalarında, bu usulle gerçekleşmiş davalara bakan avukatlar tercih edilmelidir.

İdare Hukukuna Göre İdarenin Sorumluluk Hâlleri Nelerdir?

İdarenin, idare hukukuna göre kusurlu ve kusursuz sorumluluk olmak üzere, iki çeşit sorumluluk hâli bulunmaktadır. İdarenin kusurlu sorumluluk hâli; yapması gereken hizmetlerin hiç yapılmaması ile eksik veya geç yapılmasından oluşmaktadır. İdarenin kusursuz sorumluluk hâli ise; yapılan işlemde idarenin kusuru olmamasına rağmen, bu işlemden doğan zararlardan oluşmaktadır.

İdare Mahkemesinde Yürütmenin Durdurulması Kararı

İdari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması sebep gösterilerek yürütmenin durdurulması istenebilir. Ek olarak idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekçeleri ile idare mahkemesine yürütmenin durdurulması isteminde bulunulabilir. Açılan iptal davaları otomatik olarak yürütmenin de durdurulmasını gerektirmemektedir. 

Davacıların mutlaka dava dilekçelerinde yürütmeyi durdurma taleplerini de yazmaları gerekmektedir. Vergi ve harçlarla ilgili açılan iptal davaları ise açıldığı tarih itibarı ile tahsilat işlemini durdurmaktadır. Mahkeme, dava dosyasını inceleyerek haklı bulduğunda, davanın sonuçlanmasını beklemeden yürütmenin durdurulması kararını verebilir.

İdare Mahkemelerinin Kararlarına Karşı Temyiz

Davacılar, idare mahkemelerinin kararlarını, istinaf yolunu kullanarak en son makam olan Danıştay’a kadar temyiz yolu ile götürebilir. 

Temyize götürülebilecek davalar ise şu şekilde listelenmiştir;

  • Düzenleyici işlemlerle ilgili açılan iptal davaları
  • Konusu 100 bin TL’yi aşan idari işlemler ve tam yargı davaları ile ilgili açılan davalar
  • Kamu görevinden, öğrencilik statüsünden veya belli bir meslekten çıkarılma ile sonuçlanan işlemler ile ilgili açılan iptal davaları
  • Bir ticari faaliyetin icrasını engelleyen (süresiz, otuz gün veya daha uzun süreyle) işlemler ile ilgili açılan iptal davaları
  • Müşterek kararnameyle yapılan atama ve görevden alma işlemleri ile ilgili açılan iptal davaları
  • İmar planlarının parselasyon işlemlerinden kaynaklı davalar
  • Tabiat varlıklarını koruma merkez komisyonu ve kültür varlıklarını koruma yüksek kurulunca itiraz üzerine verilen kararlarla, Boğaziçi kanununun uygulanması ile ilgili davalar
  • Orman, maden, taş ocakları ile jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili olan mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlerle ilgili açılan davalar
  • Serbest bölgeler kanununun uygulanması ile ilgili davalar
  • Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununun uygulanması ile ilgili davalar
  • Liman, yat limanı, kurvaziyer limanı, iskele, rıhtım ve akaryakıt boru hattı gibi çeşitli kıyı tesislerine işletme izni sağlanmasına dair mevzuat hükümlerinin uygulanması ile ilgili davalar
  • Davacıların temyiz davalarını açabilmeleri için, diğer hukuk yollarını tükettikten sonra otuz gün içinde Danıştay’a başvurmaları gerekmektedir.
Yazıyı Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu yazıyı okuyanlar bunları da okudu

Kıdem Tazminatı Nedir Kıdem Tazminatı Hesaplama
24 Ağustos 2021

İşçilerin önemli bir güvencesi olan kıdem tazminatı, her dönem gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Özellikle kıdem tazminatıyla ilgili gerekli bilgilere sahip olmayan kişiler, bu konuda mağduriyetler yaşıyor ve haklarını yargı yolu ile almaya çalışıyorlar. Bu nedenle sadece işçiler değil, işverenlerin de kıdem tazminatıyla ilgili bilgi sahibi olması gerekiyor. Kıdem Tazminatı Nedir? En basit tanımı ile işçilerin çalıştığı süreler karşılığında hak ettikleri tazminata kıdem tazminatı adı...

Devamını Oku
Müsadere Sistemi Nedir?
24 Ağustos 2021

Ceza kanununda yer alan müsadere sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar uygulanan bir nevi güvenlik tedbiridir. Fatih Sultan Mehmet tarafından uygulamaya başlanılan bu sistem, özellikle rüşvet gibi kanuna aykırı yöntemlerle haksız kazanç elde edenlerin, mal varlıklarına el konulması şeklinde işletiliyordu. Tanzimat fermanı ile yürürlükten kaldırılmış olan müsadere sistemi, günümüz ceza kanununda yerini almaya devam etmektedir. Bu sistem sadece mahkeme kararı ile uygulanabilir ve bir ceza türü...

Devamını Oku
Yağma Suçu Nedir?
24 Ağustos 2021

Başkasının hakimiyeti altında bulunan bir menkulün, tehdit ya da cebir kullanılarak başka kişi veya kişiler tarafından alınmasına gasp veya yağma suçu adı verilir. Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlara göre, bu suç sadece menkuller için işlenebilir yani gayrimenkul söz konusu suçun unsuru olamaz. Yağma suçu, hırsızlık suçunun kullanılan yöntem olarak bir türü gibi değerlendirilebilir. Yağma suçunda, hırsızlıktan farklı olarak menkulün tehdit ve cebir kullanılarak, alınması söz konusudur....

Devamını Oku
Call Now Button
Mesajlaşmaya Başla!
Whatsapp Danışma Hattı
Merhaba!
Nasıl Yardımcı Olabiliriz?